Rasul’e itaat ne demektir?

*

Peygambere itaat ne demektir, Peygambere itaatin anlami, Resule itaat ne demektir, Rasule itaat nedir, Allaha ve Peygambere itaat, Allaha ve Resule itaat, nebiye itaat

***

Kur’an-ı Kerim “Peygamber’e itaat” üzerinde ısrarla durur. O kadar ki Peygamber’e itaat, Allah’a itaatle yanyana zikredilir.[1]

Bu mevzuda bir ayet şöyledir:

“De ki, Allah’a ve Peygamber’e itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.” (3-Al-i Imran Suresi, 32)

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e itaat Kur’an-ı Kerim tarafından vurgulandığı ve “Allah’a itaat”le birlikte zikredildiği gibi, aynı şekilde O’na “itaatsizlik” karşısında da uyarıda bulunulmuş ve O’na itaatsizlik “Allah’a itaatsizlik”le bir tutulmuştur:

“Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa Allah onu da ebedî kalacağı cehennem ateşine koyar. Onun için alçaltıcı bir azab vardır.” (4-Nisa Suresi, 14)[2]

Kur’an-ı Kerim’de ne zaman “Allah’a itaat” zikredildiyse, tek bir ayette bile ihmal edilmeksizin, bunu daima “Peygamber’e itaat”in takip etmesi şayan-ı dikkattir.

Bütün Kitab boyunca “Allah’a itaat”in zikredilip de beraberinde “Rasul’e itaat”e atıfta bulunmayan herhangi bir ayet yoktur.

Tam tersine, sadece “Rasul’e itaat”in zikredilip de, “Allah’a itaat”e herhangi bir referans bulunmayan bazı ayetler bulunmaktadır.[3]

Bu hususla alakalı bir ayet şöyledir:

“Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Rasul’e de itaat edin, böylece belki merhamet olunursunuz.” (24-Nur Suresi, 56)

“Peygamber’e itaat”in üzerine bu kadar vurgu yapılmasının sebebi, “Allah’a itaat”in “Peygamber’e itaat” olmaksızın gerçekleşememesidir.

Kur’an-ı Kerim tarafından peygamberler hakkında kullanılan ikinci terim “ittiba” yani takip etme, tabi olma terimidir.[4]

Buna dair bir ayet ise şöyledir:

“(Inananlar şöyle derler) : Rabbimiz! Indirdiğine iman ettik ve Rasul’e tabi olduk. O halde bizi şahitler arasında yaz.” (3-Al-i Imran Suresi, 53)

Bu ve benzer ayetler, değişik ifade ve üsluplarla “peygamberlere tabi olma”nın zorunluluğu üzerinde güçlü bir vurgu yapmakta ve bir peygambere inanan herhangi bir kimsenin ona “tabi olmak”la yükümlü bulunduğunu göstermektedir. Sebep açıktır. Peygamberler insanlara, öğrettikleri ve tebliğ ettikleri hususların pratik bir örneğini ortaya koymak üzere gönderilmişlerdir. Onların mesajları, şifahi öğretileriyle sınırlı değildir. Fiilleri de hayatın doğru yönünü takip etme, öğrenme ve keşfetme çabasında aynı derecede önemlidir. Kur’an-ı Kerim bu noktada Ahzap suresinde belirtildiği üzere son derece açıktır:

“Süphesiz ki Allah Rasulü’nde sizin için, Allah’a ve ahiret gününe ulaşmayı umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için güzel bir örnek vardır.” (33-Ahzab, 21)

Bir halkı yeniden şekillendirmek için sadece teorik eğitimin yeterli olamayacağı sabit bir gerçektir. Toplumu yeniden şekillendirmenin tabii yolu, insanların takip edebileceği pratik bir örnek sunmaktır. Eş zamanlı olarak seçkin bir ilim adamı veya alanının usta bir sanatkarı tarafından eğitilmeksizin sadece ilgili kitapları okumak kişiyi ilim veya sanatta mükemmel yapamaz. Birisi tıp biliminin kitaplarını okuyup incelese, fakat deneyimli bir doktorun gözetimi altında çalışmasa, bu kişi bütün incelemesine rağmen, bir doktor olarak hizmet verme iddiasında bulunamaz ve böyle bir kimsenin de hastaların hayatıyla oynamasına müdaade edilemez.

Bir kimse hukuk kitaplarını okusa, seçkin bir hukukçudan pratik bir eğitim almaksızın ve onun yardımcılığı altında hatırı sayılır bir süre kalmaksızın, bir hukukçu olduğunu iddia edemez.

Bu açık bir şekilde gösteriyor ki, insanoğlu önemli bir konuyu öğrenmeyi sağlamada daima pratik bir örneğe ihtiyaç duymaktadır. Aynı şey dini konuların öğretim ve eğitiminde de geçerlidir.

Bu sebeple Allah sadece ilahi kitapları göndermeyi tercih etmemiştir. O kitapla birlikte daima bir Rasul de göndermiştir. Hatta yeni bir ilahi kitap olmaksızın gelmiş birçok peygamber vardır. Fakat peygambersiz olarak gönderilmiş hiçbir ilahi kitap yoktur. Nitekim Mekkeli müşrikler de birçok defalar Kitab’ın, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) vasıtası olmaksızın doğrudan kendilerine vahyedilmesi talebinde bulunmuşlardır. Fakat bu taleb reddedilmiş ve Kitab Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) aracılığı ile gönderilmiştir.

Sebep açıktır. Insanlık sadece ilahi bir kitaba ihtiyaç duymamıştır. Insanlık aynı zamanda Kitab’ın muhtevasını kendisine öğretecek bir öğretmene de ihtiyaç duymuştur. Insanlık yine, pratik hayatlarında kendisi olmaksızın Kitab’dan istifade edemeyecekleri, kendilerini eğitecek ve kendileri için pratik bir örnek sunacak bir yol göstericiye ihtiyaç duymuştur. Işte bu sebepten dolayıdır ki insanlar, açık bir emirle bütün insanlığa gönderilmiş bulunan Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e itaat etmek, O’na tabi olmak ve O’nun tarafından kendilerine sunulan pratik örnek vasıtasıyla Allah’ın iradesinin ayrıntılarını öğrenmekle yükümlüdürler.

 

**********

 

DIPNOTLAR:

 

[1] Peygamber’e itaat ile Allah’a itaatin yanyana zikredildiği bazı ayetler:

“De ki, Allah’a ve Peygamber’e itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.” (3-Al-i Imran Suresi, 32)

“Allah ve Peygambere itaat edin ki, size de merhamet edilsin.” (3-Al-i Imran Suresi, 132)

“İşte bütün bu hükümler, Allah’ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır. Kim Allah’a ve Peygamberine itâat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur.” (4-Nisa Suresi, 13)

Aynı ifadeler 48-Fetih Suresi’nin 17’inci ayetinde de tekrarlanmıştır.

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.” (4-Nisa Suresi, 59)

“Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, iyilerle birliktedir. Bunlar ne güzel arkadaştır!” (4-Nisa Suresi, 69)

“Allah’a itaat edin, Peygamber’e de itaat edin. Kötülüklerden sakının. Eğer yüz çevirirseniz, biliniz ki, Peygamber’imize düşen sadece apaçık tebliğdir.” (5-Maide Suresi, 92)

“Sana ganimetlerin bölüştürülmesini soruyorlar. De ki, ganimetlerin taksimi Allah’a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçekten mümin kimseler iseniz Allah’tan korkun da biribirinizle aranızı düzeltin. Allah’a ve Resulü’ne itaat edin.” (8-Enfal Suresi, 1)

“Ey iman edenler, Allah’a ve Resulü’ne itaat edin. İşitip durduğunuz halde onun emirlerinden yüz çevirmeyin!” (8-Enfal Suresi, 20)

“Ayrıca Allah’a ve Resulü’ne itaat edin. Ve birbirinizle didişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Sabırlı olun, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (8-Enfal Suresi, 46)

“Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yarlığayacaktır. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir.” (9-Tevbe Suresi, 71)

“Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Resulüne davet edildiklerinde müminlerin sözü ancak “işittik ve itaat ettik” demeleridir. İşte bunlar asıl kurtuluşa erenlerdir. Her kim Allah’a ve Resulüne itaat eder, Allah’a saygı duyar ve O’ndan sakınırsa, işte asıl bunlar bedbahtlıktan kurtulanlardır.” (24-Nur Suresi, 51, 52)

“De ki: Allah’a itaat edin; Peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamberin sorumluluğu kendine yüklenen, sizin sorumluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygambere düşen, sadece açık açık duyurmaktır.” (24-Nur Suresi, 54)

“Ki (Allah) işlerinizi yoluna koysun ve günahlarınızı bağışlasın. Her kim Allah’a ve Resulü’ne itaat ederse, o gerçekten büyük murada ermiştir.” (33-Ahzab Suresi, 71)

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve amellerinizi boşa çıkarmayın.” (47-Muhammed Suresi, 33)

“Bedevîler “inandık” dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama “İslâm olduk.” deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah’a ve Resulüne itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (49-Hucurat Suresi, 14)

“Gizli (özel) bir şey konuşmanızdan önce sadaka vermekten korktunuz da mı yerine getirmediniz? Fakat Allah da sizi affetti. Şu halde namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Resulüne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.” (58-Mücadele Suresi, 13)

“Allah’a itaat edin, Peygamber’e de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düşen apaçık bir duyurmadır.” (64-Tegabün Suresi, 12)

*

[2] Peygamber’e itaatsizliğin, Allah’a itaatsizlik manasına geldiğine dair birkaç ayet:

“Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa Allah onu da ebedî kalacağı cehennem ateşine koyar. Onun için alçaltıcı bir azab vardır.” (4 Nisa Suresi, 14)

“Çünkü onlar Allah’a ve Resulüne karşı geldiler. Kim Allah’a ve Resulüne karşı gelirse, bilsin ki Allah’ın azabı çok çetindir.” (8-Enfal Suresi, 13)

“Bilmiyorlar mı ki, kim Allah’a ve Resulüne karşı gelirse, ona muhakkak ki içinde ebedi kalınacak cehennem ateşi vardır. İşte rüsvaylığın büyüğü de budur.” (9-Tevbe Suresi, 63)

“Bununla beraber Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, gerek mümin bir erkek ve gerekse mümin bir kadın için, o işlerinde başka bir tercih hakkı yoktur. Her kim de Allah ve Resulüne âşi olursa açık bir sapıklık etmiş olur.” (33-Ahzab Suresi, 36)

“Benim yapabileceğim, sadece Allah’tan size duyuru yapmak ve O’nun elçilik görevlerini yerine getirmektir.” Artık kim Allah’a ve onun elçisine baş kaldırırsa, ona içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır.” (72-Cin Suresi, 23)

*

[3] “Rasul’e itaat”in zikredilip de, “Allah’a itaat”e herhangi bir referans bulunmayan bazı ayetler:

“Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Rasul’e de itaat edin, böylece belki merhamet olunursunuz.” (24-Nur Suresi, 56)

“De ki: Allah’a itaat edin; Peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamberin sorumluluğu kendine yüklenen, sizin sorumluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygambere düşen, sadece açık açık duyurmaktır.” (24-Nur Suresi, 54)

“Allah’ı, inkar edip peygambere isyan edenler, o kıyamet günü yerle bir olmayı isterler. Allah’tan hiçbir sözü gizleyemezler.” (4-Nisa Suresi, 42)

“Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber’e karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir.” (4-Nisa Suresi, 115)

*

[4] Peygamber’e ittiba, yani O’nu takip etme, O’na tabi olma ile alakalı bazı ayetler:

“Ve işte böyle, sizi ortada yürüyen bir ümmet kıldık ki, siz bütün insanlar üzerine adalet örneği ve hakkın şahitleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun. Daha önce içinde durduğun Kâ’be’yi kıble yapmamız da şunun içindir: Peygamber’in izince gidecekleri, iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayıralım. Bu iş elbette Allah’ın hidayet ettiği kimselerin dışındakilere çok ağır gelecekti. Allah imanınızı kaybedecek değildir. Hiç şüphesiz Allah, bütün insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir.” (2-Bakara Suresi, 143)

“De ki, siz gerçekten Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır.” (3-Al-i Imran Suresi, 31)

“(Inananlar şöyle derler) : Rabbimiz! Indirdiğine iman ettik ve Rasul’e tabi olduk. O halde bizi şahitler arasında yaz.” (3-Al-i Imran Suresi, 53)

“Doğrusu onların İbrahim’e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber ve iman edenlerdir. Allah da müminlerin dostudur.” (3-Al-i Imran Suresi, 68)

“Onlar ki, o ümmî peygambere uyarlar, yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılmış bulacakları o peygambere uyup, onun izinden giderler ki, o, onlara iyiyi emreder ve onları kötülüklerden alıkoyar, temiz ve hoş şeyleri kendilerine helâl kılar, murdar ve kötü şeyleri de üzerlerine haram kılar, sırtlarından ağır yükleri indirir, üzerlerindeki bağları ve zincirleri kırar atar, işte o vakit ona iman eden, ona kuvvetle saygı gösteren, ona yardımcı olan ve onun peygamberliği ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya, işte asıl murada eren kurtulmuşlar onlardır.” (7-A’raf Suresi, 157)

“De ki; ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah’ın resulüyüm. O Allah ki, göklerin ve yerin bütün mülkü O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Öldüren de, dirilten de O’dur. Bundan dolayı gelin, Allah’a ve resulüne iman edin. Allah’a ve Allah’ın bütün kelâmlarına iman etmiş bulunan o ümmî peygambere, evet ona uyun ki, hidayete erebilesiniz.” (7-A’raf Suresi, 158)

“Ey Nebi! Sana Allah ve müminlerden sana tabi olanlar yeter.” (8-Enfal Suresi, 64)

“Andolsun ki, Allah, yine peygambere ve en zor gününde ona uyan Muhacirler’le Ensar’a, içlerinden bir kısmının kalbleri az kalsın kayacak gibi olmuşken, tevbe nasip etti de lutfedip tevbelerini kabul buyurdu. Çünkü O, gerçekten çok şefkatli, çok bağışlayıcıdır.” (9-Tevbe Suresi, 117)

“De ki: İşte benim yolum budur; basiret üzere Allah’a davet ediyorum. Ben ve bana uyanlar (işte böyleyiz). Ben Allah’ı tesbih ederim ve ben müşriklerden değilim.” (12-Yusuf Suresi, 108)

“Ey Peygamber! İnsanları, azabın geleceği gün ile korkut. O gün, zalimler şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Bizi yakın bir zamana kadar ertele de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım.” Onlara: “Daha önce ahirete intikal etmeyeceğinize dair yemin etmemiş miydiniz?” denilir.” (14-Ibrahim Suresi, 44)

“And olsun ki Harun daha önce onlara: “Ey kavmim! Siz bununla (buzağı ile) imtihana çekildiniz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahmân’dır. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin” demişti.” (20-Taha Suresi, 90)

“Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz.” dediler.”(54-Kamer Suresi, 24)

“Sonra bunların izinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa’yı da arkalarından gönderdik, ona İncil’i verdik ve ona uyanların yüreklerine bir şefkat ve merhamet koyduk. Uydurdukları ruhbanlığa gelince onu, biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmışlardır.” (57-Hadid Suresi, 27)

 

**********

 

KAYNAK:

Muhammed Taki Osmanî, Sünnetin Değeri ve Bağlayıcılığı, (Tercüme eden Doç. Dr. Mehmet Özşenel), Gözden geçirilmiş 2. Baskı, Marmara Üniversitesi Ilahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, Istanbul 2015, sayfa 18-26.

*

Peygamber’e itaatle alakalı benzer yazılar için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.net/resul-ve-nebi-farki-resule-itaat-nedir/

http://belgelerlegercektarih.net/hz-peygamberin-hakem-tayin-edilmesi-ve-verdigi-hukumlere-uymanin-gerekliligi/

http://belgelerlegercektarih.net/sunnet-tartismalari-uzerine-kusbakisi-bir-degerlendirme/

www.belgelerlegercektarih.net

.


2 yorum

İhsan Ataman · 14 Aralık 2015 12:22 tarihinde

Selamünaleyküm,
Kur’anın “resul” ve “nebi” kavramlarını farklı manalandırması gözardı edimemelidir. Allah; resule itaaati emreder. Resul ve Nebi kavramlarını “peygamber” kelimesi ile karşılamak hatalara sebep olmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Close
Sosyal Medyada Biz!
Hesaplarımızı takip ederek en güncel bilgilere ulaşabilirsiniz.