Ölüler işitmez mi? Hadis inkarcılarına cevap!

*

ölülere fatiha okunur mu

***

Evvela Hadis inkarcılarının uydurma olduğunu iddia ettikleri Hadis-i Şerif’e yer verelim:

“Hz.Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, Bedir savaşından ayrılacağı gece, müşrik ölülerinin atıldığı kuyuya doğru yürüdü. Sahabiler de peşinden yürüdüler. Sonunda kuyunun kenarına gelerek durdu:

– Ey kuyuya atılanlar!
diye seslendi. Sonra onların isimlerini babalarının isimleriyle birlikte birer birer saydıktan sonra:

– “Sizler peygamberinize karşı ne kötü bir topluluktunuz! Sizler beni yalanladınız, başkaları ise beni tasdik edip doğruladılar. Siz beni yurdumdan çıkardınız, başkaları ise bana kucak açtılar. Siz benimle çarpıştınız, başkaları ise bana yardım ettiler. Şimdi Rabbinizin vaad etmiş olduğu azabı gerçekleşmiş buldunuz mu? Ben Rabbimin bana vaad etmiş olduğu zaferi gerçekleşmiş buldum.” buyurdu. Müslümanlar bu konuşmaya şaşırdılar.
Hz.Ömer (r.a) :

– “Ya Resulallah! Şu cansız cesetlere ne diye konuşursun?”

Bunun üzerine Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle cevap verdi:

– “Varlığım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, söylediklerimi siz onlardan daha iyi işitiyor değilsiniz. Ama onlar bana cevap vermeye güç yetiremiyorlar!”[1]

***

Bu hadis, Hadis inkarcıları tarafından güya Kur’an’a aykırı olduğu gerekçesiyle tenkid edilmektedir. Bu “meal” müslümanlarının “delilleri” elbette Kur’an mealidir. Söz konusu hadisin uydurma olduğunu ispatlamak adına zikrettikleri 3 ayet mealini buraya alalım:

Rum Suresi:
52 – “Çünkü sen ölülere işittiremezsin. O daveti, arkalarını dönmüş giderlerken sağırlara da duyuramazsın.”
***
Fatir Suresi:
22 – “Ölülerle diriler de eşit olmaz. Gerçi Allah, her dilediğine işittirirse de sen, kabirlerdekine işittirecek değilsin.”
***
Neml Suresi
80 – “Bil ki sen, ölülere işittiremezsin, arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da daveti duyuramazsın.”

***

Hadis inkarcılarına göre ayetler “gayet açık”, dolayısıyla yukarıda sözü edilen Hadis-i şerif uydurmadır. Bunlara göre “ölüler işitmiyor”, o halde kabir ziyaretine gidip dua da edemezsiniz. Bu arkadaşlar iddialarını genelde hazırladıkları çarpıcı resimlerle ifade etmeye bayılırlar. Mesela kaliteli ve dikkati çeken bir resim hazırlayarak (çoğunlukla “kabir” resmi), bir tarafına inkar ettikleri hadisin metnini, altına da parantez içinde kaynağını yazarlar. (Ama umumiyetle de yanlış kaynak verirler, çünkü bir kere olsun ellerine hadis kitabı alıp okumamışlardır. Kur’an da okumazlar ya neyse!) Resmin diğer tarafına da az evvel sıraladığımız ayet meallerini, -onları da kısaltarak- üstelik daima büyük puntolarla ve özenle yerleştirirler. Sonra alimlerin “hain”, “düzenbaz”, “din tüccarı” olduklarına dair bir-iki parlak slogan patlatırlar… Bunu biraz da arabesk vokalli ajitasyonla yaparlar, ki etkili olsun. Ve inkar işlemi bu şekilde tamamlanır.

“Durun, bu işte bir yanlışlık var” diyenlere de -umumiyetle büyük harflerle ve gayet kendilerinden emin bir mücahid tavrıyla- ; “Sana ayet yazıyoruz, inkar mı ediyorsun?.. Kur’an’ı mı yalanlıyorsun!..” şeklinde cevaplar yazarak haşlarlar.

Peki işin aslı nedir? Sıralanan ve delil getirilen ayet mealleri ne manaya geliyor?

Isterseniz delil getirilen Rum Suresi’nin 52. ayetinden başlayalım… Ama ayetin bize “ne demek” istediğini anlayabilmek için 51 ve 53. ayet meallerine de yer vermemiz gerekiyor:

Rum Suresi
51 – “Andolsun ki biz, bir rüzgâr göndersek de onu (rahmetin eseri olan ekini) sararmış görseler, mutlaka onun arkasından nankörlüğe başlarlar.

52 – Çünkü sen ölülere işittiremezsin. O daveti, arkalarını dönmüş giderlerken sağırlara da duyuramazsın.

53 – Körleri de sapıklıklarından hidayete getiremezsin. Sen ancak âyetlerimizi iman edeceklere duyurursun da onlar müslüman olur, selâmeti bulurlar.”

***

Bu ayet meallerinden ne anlaşılıyor? “Ölülere işittiremezsin” dendikten hemen sonra “sağırlara da duyuramazsın” buyuruluyor. 53. ayette ise “Körleri de sapıklıklarından hidayete getiremezsin” buyuruluyor. Eğer “ölü” ve “kör” gibi kelimelerin mecazi manada kullanıldığı inkar edilirse, bu durumda bütün körlerin (gözleri görmeyenlerin) hidayete eremeyeceklerini söylemek icab edecektir. Kaldı ki, ayette “Sen ancak âyetlerimizi iman edeceklere duyurursun da onlar müslüman olur, selâmeti bulurlar.” deniyor. (Inkarcı) ölülerin (yani kafir olarak hayatını kaybedenlerin) öldükten sonra iman edip müslüman olabilecekleri nasıl kabul edilebilir? Böyle bir yorum mümkün olmadığına göre, ayette geçen “ölü”, “sağır” ve “kör” kelimelerinin mecazi manada kullanıldığı kabul edilmelidir. Diğer ayet mealleri okunursa bu husus daha iyi anlaşılacaktır…

***

Hadis inkarcılarının diğer bir delilleri Fatir Suresi’nin 22. ayet mealiydi. Biz 19. ayetten itibaren okumaya başlayalım:

Fatir Suresi
19 -” Ne kör ile gören eşit olur,

20 – Ne de karanlıklar ile aydınlık,

21 – Ve ne de gölge ile sıcaklık.

22 – Ölülerle diriler de eşit olmaz. Gerçi Allah, her dilediğine işittirirse de sen, kabirlerdekine işittirecek değilsin.”

23 – Sen sadece bir uyarıcısın.

24 – Muhakkak ki biz seni hak ile hem bir müjdeci, hem bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet de yoktur ki, içlerinde bir uyarıcı geçmiş olmasın.

25 – Seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onlara peygamberleri mucizelerle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.

26 – Sonra ben o inkâr edenleri tutup yakaladım. O zaman beni inkâr etmek nasıl oldu?

***

Dikkat edilirse ayette “sen, kabirlerdekine işittirecek değilsin” denildikten sonra “Sen sadece bir uyarıcısın” buyuruluyor. Eğer ayeti, hadis inkarcılarının mantığı doğrultusunda anlamaya kalkışacak olursak, Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselam efendimizin ölülere, yani hayatını kaybetmiş olanlara da uyarıcı olarak gönderildiğini söylemimiz gerekecektir. Hayatını kaybetmiş olanların uyarılmaları, yani Islam’a davet edilmeleri nasıl mümkün olur?.. Ölülerin imtihanı bitmiyor mu? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin, hayatını kaybetmiş olanların kabirlerine gidip onları Islam’a davet ettiğine dair bir haber duyulmuş mudur? O halde burada “ölülerden” maksad, hayatını kaybetmiş olanlar değil, “Allah’ın kalplerini mühürlediği kafirler”dir. Işte böyleleri için uyarılmak da, uyarılmamak da birdir, onlar inanmazlar. Bu husus, Bakara Suresi’nin 6 ve 7. ayetlerinde belirtilmiştir:

Bakara Suresi

6 – “Şu muhakkak ki inkâr edenleri uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.

7 – Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azab onlaradır.”

***

Son olarak, delil getirilen Neml Suresi’nin 80. ayet mealine ek olarak 81. ayet mealini de verelim:

Neml Suresi
80 – “Bil ki sen, ölülere işittiremezsin, arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da daveti duyuramazsın.

81 – Sen körleri sapıklıklarından çevirip doğru yola getirecek değilsin. Ancak (gönülden) teslim olarak âyetlerimize iman edenlere duyurabilirsin.”

***

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi ayet meallerinde geçen ifadeler mecazidir. Ayette geçen “ölü”den; “hakkı duymayan” kafirler kastedilmektedir. Allah Teala’nın ayetlerinden hiç etkilenmedikleri için “duygusuzlukta ölülere” benzetilmektedirler. Yoksa burada gerçek kabirdeki bir ölü söz konusu değildir. Eğer burada hadis inkarcılarının mantığı ile hareket edecek olursak, bütün “körlerin” (yani gözleri görmeyenlerin) “sapıklıkta” olduklarını kabul etmek gibi bir saçmalığın ortaya çıkması da kaçınılmaz olur. Zira 81. ayette “Sen körleri sapıklıklarından çevirip doğru yola getirecek değilsin” buyurulmaktadır.

Aslında ayetin sonu meseleye son noktayı koyuyor: “Ancak (gönülden) teslim olarak âyetlerimize iman edenlere duyurabilirsin.”

Demek ki ayetlerde geçen “ölü”, “kör”, “sağır” gibi kelimeler mecazi manada kullanılmıştır. Nitekim A’raf Suresi’nin 179. ayetinde, kalpleri olup kavramayan, gözleri olup görmeyen, kulakları olup duymayan cin ve insanlardan bahsedilmekte ve bunlar hayvanlara benzetilmektedir:

“Andolsun ki, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır, fakat onunla gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır, fakat onlarla görmezler. Kulakları vardır, fakat onlarla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler. Hatta daha da aşağıdırlar. Bunlar da gafillerin ta kendileridir.”

Bu mevzuda Prof. Dr. Yavuz Köktaş şöyle demektedir:

“Konuyla alakalı olarak şunları ifade etmek mümkündür:

a – Âyetlerde geçen “işittirmeme”, mecazî olarak Allâh’ın kalplerini mühürlediği kâfirlerle alakalıdır. Artık onlar hakkı işitemezler ve bun­dan faydalanamazlar. Bunun benzeri “Sen ancak âyetlerimize inanan­lara işittirebilirsin, onlar Müslüman olanlardır”(Rum Suresi, 53) âyetinde geçmektedir. Buna göre işittirip işittirmeme, mecazîdir. Bu, Hz. Peygamber’in Bedir şehidlerine seslenişine aykırı değildir.

b – ‘Kabirdekilere işittiremezsin’ âyetine gelince, Ibn Kesîr’in ifa­desiyle, ölüler -ki kâfirlerdir- hidâyet ve davetten faydalanamazlar de­mektir. Kabirdekiler nasıl ki, hidâyetten faydalanamaz, kâfirler de ölü gibidir; onlar da hidâyetten istifade edemezler. ‘Kabirdekilere işittire­mezsin’ demek (kalpleri) ölenlere işittiremezsin, demektir.

Ibn Receb’e göre bazen işitmek mutlak kullanılır ve bununla sözü idrâk edip anlamak bazen de bununla o sözden faydalanmak ve ona ica­bet etmek kastedilir. Bu âyetlerle anlatılan, birinci kastın değil de ikinci­nin olmayacağıdır. Zira bunlar hidâyete ve îmâna çağrıldığında hidâyet ve îmâna icabet etmeyecek olan kâfirlere hitap siyakındadır. Nitekim Allâh ‘Onların kalpleri var, onunla idrâk etmezler; gözleri var onunla görmezler…’ (A’raf Suresi, 179) buyurur. Bu âyetler, onların görmediğini ve işitmediğini bildiriyor. Zira bir şey faydası ve semeresi olmadığında bazen yok ka­bul edilir. ‘Ölülerin işitmesi’ de bu kabildendir.”[2]

Gördüğünüz gibi, sünnet ve hadis düşmanlarının parlak, süslü, yaldızlı, mantıklı “görünen” tüm iddiaları -burada da olduğu gibi- kelimenin tam manasıyla “çürüktür”!.. Tutarsızdır, boştur… Hiçbir ilmi dayanağı yoktur.

 

**********

 

KAYNAKLAR:

[1] Buhari, Meğazi 8; Müslim, Cennet, 77.

[2] Prof. Dr. Yavuz Köktaş, Kurana Aykırı Görülen Hadisler, Insan Yayınları, Istanbul 2014, sayfa 131.

 

**********

 

Kadir Çandarlıoğlu

www.belgelerlegercektarih.net

.


10 yorum

çetin · 13 Temmuz 2016 15:26 tarihinde

vay arkadaş adamları mealcii diye sınıflandırma yapmışsınız .madem adamlar mealci siz niye hadisin mealini veriyonuz arapçasını verinde ordan okusun millet .niye millet anlamaz diyemi arapçasını yazmıyonuz yada onlar mealciyse siz bütün makalenin tümünü arapça yazsaydınızya herkes arapçasını okur sizde gururlanırdınız vay arkadaş ne yazdım ama derdiniz hatta kimsede arapça bilmediği için anlamadı derdiniz .sanki siz şakırşakır arapça konuşuyorsunuz bide tevil yapmışsınız .hadi iki ayeti anladıkta fatır suresindeki kabir kelimesini nasıl tevil yaptınız allahtandamı korkmadınız .siz ayet leri yazarken meal kullanmadınızmı şimdi niye kelime kelime arapça yazıpta altına türkcesinide yazsaydınızya .hatta başka dilde yazında sizede mealci demesinler .

    admin · 13 Temmuz 2016 21:14 tarihinde

    Selamunaleykum Cetin, sen maalesef meseleyi anlayamamissin. Veya biz anlatamadik. Mealci derken, Kur’an’i mealinden okuyanlar kastedilmiyor. Mealcilik bir ideolojidir. Kur’an’in tefsirini ve hadisleri-sünneti gereksiz gören; sarf ve nahiv gibi gramer, arapca, kiraat, lügat, sebebi nüzul ve benzer ilimlere ihtiyac duymaksizin mealden hüküm cikarmaya calisan kisilerden bahsediyoruz. Fatir suresindeki ayeti de bu isin uzmanlarinin anladigi sekilde aktardik ve gayet tutarli ve mantikli bir izah. Selametle.

ibrahim özgür · 11 Ekim 2016 20:08 tarihinde

“Yeryüzünde Allah’ın seyyah melekleri vardır. Onlar ümmetimin selâmını (anında) bana tebliğ ederler.”
Bir kimse bana salat selam getirdiği zaman onu selamını almam için Allahu Teala ruhumu iade eder” (Ebu Davud, Menasik, 96) bu hadislere göre Hz. peygamber madem bizi işitiyorsa arada neden melekler var.

    admin · 18 Ekim 2016 23:02 tarihinde

    Yorumun icin tesekkürler Ibrahim. Verdiginiz Hadis-i Serif’te “Yeryüzünde Allah’in seyyah melekleri vardir” buyuruluyor. Bundan da anlasilacagina göre burada salat ve selam eden kisiler, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin kabri basinda yani “duyabilecegi yakinlikta” olmayanlardir. Yani biz Türkiye’den salat ve selam getirdigimiz vakit bunu melek Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize ulastiriyor, cünkü aradaki mesafeden dolayi duymasi mümkün degil. Diri insan bile duymaz. Dolayisiyla duyabilecegi mesafede olmayanlarin selamini meleklerin getirmesi ile, kabri basinda kendisine söylenenleri duymasi arasinda bir celiski bulunmuyor. Selametle.

Onur · 6 Şubat 2017 04:13 tarihinde

“Kabirdekilere işittire­mezsin’ demek (kalpleri) ölenlere işittiremezsin, demektir.” Ölüler Hidayet ve davetten faydalanamadığı için benzetme yapılmıyor mu? “Ancak (gönülden) teslim olarak âyetlerimize iman edenlere duyurabilirsin.”Peki peygamber efendimiz bunu bilerek neden kuyuya gidip bağırmış sizce? Hidayet ya da uyarıdan faydalanmadıklarını bildiği halde niye seslenmiştir.? Zaten o ölenlerin kafir olduğunu düşünürsek zaten peygambere bir emir gelmiştir kafirlerin gözlerine perde çekilmiş diye peki neden gidip kuyuya kafir olanlara seslenmiştir neden Allah sadece iman edecekleri uyar dediği halde peygamber efendimiz uyarma gereksinimi duymuştur hem de ölüleri? “Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azab onlaradır” Bir de ölüye benzetilmesindeki sebep tam olarak nedir? Ölüler nasıl anlamıyorsa faydalanmıyorsa işitmiyorsa kafirler de işitmiyor faydalanmıyor anlamıyor manasına gelmiyor mu? Ve bunlar mecaz değil benzetme olmuyor mu?

Onur · 6 Şubat 2017 04:19 tarihinde

“Kabirdekilere işittire­mezsin’ demek (kalpleri) ölenlere işittiremezsin, demektir.” Ölüler Hidayet ve davetten faydalanamadığı için benzetme yapılmıyor mu? “Ancak (gönülden) teslim olarak âyetlerimize iman edenlere duyurabilirsin.”Peki peygamber efendimiz bunu bilerek neden kuyuya gidip bağırmış sizce? Hidayet ya da uyarıdan faydalanmadıklarını bildiği halde niye seslenmiştir.? Zaten o ölenlerin kafir olduğunu düşünürsek zaten peygambere bir emir gelmiştir kafirlerin gözlerine perde çekilmiş diye peki neden gidip kuyuya kafir olanlara seslenmiştir neden Allah sadece iman edecekleri uyar dediği halde peygamber efendimiz uyarma gereksinimi duymuştur hem de ölüleri? “Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azab onlaradır” Bir de ölüye benzetilmesindeki sebep tam olarak nedir? Ölüler nasıl anlamıyorsa faydalanmıyorsa işitmiyorsa kafirler de işitmiyor faydalanmıyor anlamıyor manasına gelmiyor mu? Ve bunlar mecaz değil benzetme olmuyor mu?

    admin · 6 Şubat 2017 05:49 tarihinde

    Yorumun icin tesekkürler Onur. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz -gercek- kabirdekileri hidayete davet etmiyor. “Inanmiyordunuz, simdi hakikati gördünüz mü?” manasinda söylüyor. Metni buraya aliyorum:

    “Ey filan oğlu filan ve falan oğlu falan! Allah ve Resulünün size vaad ettiklerini gerçek buldunuz mu? Ben Allah’ın bana vaad ettiğini gerçek buldum.”

Esat · 24 Şubat 2017 19:28 tarihinde

Sağır,kör kelimeleri mühürlü kalplerden bahsediyor. Ölü kelimesini bunlarla aynı telaffuz etmek yanlıştır.

    Efe · 3 Nisan 2017 00:06 tarihinde

    Benim anlamadığım mecazda benzeyen ve benzetilen var.benzetilen niçin benzetilir bakalım.kabirdekiler işitmez duymazlar oyüzden kalpleri mühürlü olanlarda işittiremezssin denilmiş.benzeyen işitmediğine göre benzetilen zaten işitmiyordur,zaten o yüzden kabirdekilere benzetilmiştir.

      admin · 11 Nisan 2017 22:16 tarihinde

      Efe, kiymetli kardesim, benzetme “isittiklerinden faydalanamama ve hidayete erememe” bakimindandir. Nitekim yazida da ifade edildigi gibi Ibn Kesir de böyle demektedir. Zira Islam’i teblig ettigimiz kisiler sözümüzü isitiyor isitmesine ama faydalanamiyorlar. Iste ölüler de isitiyor ancak faydalanamiyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Close
Sosyal Medyada Biz!
Hesaplarımızı takip ederek en güncel bilgilere ulaşabilirsiniz.