Islam Dünyası Birliği Nasıl Sağlar?

*

mezhepler tarihi, mezhepcilik, mezhepler neden var, mezhepler ne zaman cikti, mezhepsizler, hanefi matüridi, siilik, selefilik

Vahdeti Ehl-İ Sünnet Sağlar

Prof. Dr. Hilmi Demir, İslam ümmetinin vahdetini sağlayacak yegane etken olan Ehl-i Sünnet’in selefiler, oryantalistler ve modernistlerce İslam’ın geri kalmasının sebebi olarak görülüp işlevsizleştirildiğine dikkat çekti.

Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilmi Demir, İslam dünyasındaki çatışmaların sebebini ve ümmetin nasıl birlik olacağını açıkladı.

ÇATIŞAN MEZHEPLER DEĞİL 

İslam dünyasında mezhepler savaşı çıkacak şeklinde iddialar ortaya atılıyor. Bunun aslı nedir?

Bugün aslında çatışan tarafların bir tarafı Selefiliktir. Diğer tarafını da İran Şiiliği oluşturuyor. Sözün özü çatışan mezhepler değil aslında mezhep kimliği gibi görünen siyasi dini ideolojilerdir, bunlar da İran Şiiliği ile Selefiliktir. İran Şiiliğinin arkasında İran, Rusya ve Çin vardır. Selefiliğin arkasında ise Suudi Arabistan, Körfez devletleri, ABD, İsrail ve İngilizler vardır.

EHL-İ SÜNNETİ İŞLEVSiZLEŞTİRDİLER

Ehl-i Sünnetin bu çatışmada rolü nedir? 

Tarihsel olarak Ehl-i Sünnet aslında Müslümanların farklıkları ile bir arada yaşama tecrübesinin adıdır. Selefiler, oryantalistler ve modernistler,  mezhepler ile Ehl-i Sünneti İslam’ın geri kalmasının sebebi olarak görüp onu işlevsizleştirmişlerdir. Oysa Ehl-i Sünnet, “Ehl-i Kıble tekfir edilemez” ilkesi ile ister Şii ister ise bir başka mezhepten olsun kendisini Müslüman olarak gören hiç kimsenin günahlarından dolayı dinden çıktığına hükmedilemeyeceği anlamına gelir. Dolayısıyla Sünniliğin en temel esası, çatışmazlık ve kapsayıcılıktır. Sünnilik, dışlayıcılığı ve tekfir düşüncesini reddettiğinden bir başka mezheple çatışmayı meşru görmez. Ayrıca Sünnilik sahip olduğu Kelami ve Tasavvufi geleneklerle İslam düşüncesinin derinleşmesini sağlamıştır. Bu sayede İslam bir medeniyet tasavvuruna kavuşmuştur. Ehl-i Sünnet bu çatışmanın tarafı değildir. Tam aksine Ehl-i Sünnet zayıfladığı için bu çatışmalar taraf bulmakta ve bir virüs gibi tüm İslam dünyasına sirayet etmektedir.

SÜNNİLİK KRİZ YAŞIYOR

Ehl-i Sünnet şimdi neden aynı rolü oynayamıyor? 

Çünkü Sünnilik bugün bir temsil krizi yaşamaktadır. Allah’a şükür Ehl-i Sünnet üzere olan tarikatlar ve cemaatler elbette var. Fakat geçmişte Ehl-i Sünneti Hanefi-Matüridi mezheplerle temsil eden Osmanlı gibi bir devlet temsili yok. İslam dünyasında dini eğitim veren kurumlara bakın. Mekke’de Ümmü’l-Kurra, Medine İslam Üniversitesi, İslamabad İslam Üniversitesi yüz binlerce öğrenciye Selefi eğitim veriyor ve dünyanın farklı bölgelerine gönderiyor. Uluslararası el-Mustafa Üniversitesi aynısını Şiilik için yapıyor. Peki Ehl-i Sünneti temsil eden bir kurum var mı? Türkiye’de ilahiyatlar mezhepler üstü eğitim yapıyor. Diyanet zaten biz mezhepler üstüyüz diyor. Ehl-i Sünnetin arakasında onu tüm İslam dünyasına bir yumuşak güç aracı olarak taşıyacak bir devlet ya da kurum yok. Türkiye böyle bir rolü oynayabilir. Hanefi-Matüridi mezhepler, ilahiyatlar tarafından temsil edilebilir. Osmanlı’nın Sünniliği temsil gücü yeniden ihya edilebilir dediğimizde, siz mezhepçilik yapıyorsunuz diyerek meslektaşlarımızın ithamına maruz kalıyoruz. Diyanet ise hiç oralı değil. Ne yazık ki, bizim bu iddialarımızın karar vericiler indinde karşılığı yok. Türkiye’de, ilahiyatlar ve resmi dini eğitim; Şiilik, Selefilik ve modernizm arasına sıkışmış durumda.

VAHDET İÇİN İTİKADİ BİRLİK

Peki İslam dünyası birliği nasıl sağlar?

İslam dünyası itikadi birliğe ulaşmadıkça vahdeti sağlayamaz. Siyasi birliğe ulaşamaz. İtikatta farklılaşmış bir ümmeti siyasi birliğe nasıl götüreceksiniz? Türkiye, Ortadoğu’ya öncelikle Hanefi-Matüridi ve Şafi-Eş’ari geleneği yeniden ihya edecek kurumlar inşa ederek ulaşmalıdır. Bu geleneğin temel kurucu metinleri Arapça’ya, Urduca’ya, Rusça’ya, Boşnakça’ya hasılı tüm dillere çevrilerek ortak bir inanç coğrafyası inşa edilebilir. Basın medya aracılığıyla bunu destekleyebilir. Bunu yaparsa hem etkinliği artar hem de Şii-Selefi rekabeti arasında sıkışan ümmete yeni bir ümit vermiş olur. İslam düşüncesinin ilmi, fikri, hikemi ve irfani dirilişi bu geleneğin yeniden ihyasında saklıdır.

 

**********

 

KAYNAK:

Vahdet Gazetesi, 19 Temmuz 2015.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Close
Sosyal Medyada Biz!
Hesaplarımızı takip ederek en güncel bilgilere ulaşabilirsiniz.