Son Haberler
Anasayfa » Genel Tarih » Dr. Rıza Nur M. Kemal Atatürk’e İftira Mı Atıyor? Güzel Bacak Yarışmaları Neydi?

Dr. Rıza Nur M. Kemal Atatürk’e İftira Mı Atıyor? Güzel Bacak Yarışmaları Neydi?

Kemalistler, M. Kemal hakkında olumsuz yazıların “tek” kaynağını Dr. Rıza Nur’un hatıratı olduğunu ileri sürerek, ona yönelik eleştirileri münferit bir vak’a gibi gösterme çabası içerisine giriyorlar. Dr. Rıza Nur’a da “akıl hastası” diyerek ve türlü iftiralar atarak kendilerince işin içinden çıkıyorlar. Biz evvelce Dr. Rıza Nur’a atılan iftiralara cevap verdiğimizden[1], burada tekrarlamak istemiyoruz.

Bu yazımızda, Dr. Rıza Nur’un M. Kemal hakkında söylediği ağır sözlerin aslında kemalistlerin iddialarının aksine “uydurma” olmadığını ortaya koymaya çalışacağız. Zaten daha önce Rıza Nur’un Sakarya Meydan Muharebesi’yle ilgili iddialarını Şark Fatihi Kazım Karabekir Paşanın hatıratından teyit etmiştik.[2]

Şimdi ise M. Kemal’in eğlence hayatıyla ilgili iddialarını ele alacağız. Ancak yanlış anlaşılmasın, bizim maksadımız M. Kemal’in özel hayatı değildir, sadece Rıza Nur’un yazdıklarının -en azından bir bölümünün- uydurma olmadığını göstermektir. Diğer bir maksadımız, yüzyıllardır güzel ahlakıyla temayüz etmiş Müslüman toplumumuzun ahlaksızlık batağına saplanmasının temelinde, M. Kemal’in özel hayatının rolü olup-olmadığını saptamaktır. Yani bu ahlaksızlıklar M. Kemal’in özel hayatıyla sınırlıkalmış mıdır, yoksa topluma da taşınmak istenmiş midir, kısaca buna bakacağız.

Fakat önce Dr. Rıza Nur’u dinleyelim:

“Bu işler saymakla bitmez… Binbir gece masalları, Venüs Mabedi hikayeleridir. Fuhşun her nev’i icra edilir. Mum söndürmeleri yapılır. Hepsi olur. Hepsini yazmak uzun ve çirkin…

Çankaya Fuhuş Tiyatrosunda böyle gelip giden müteharrik artistler olduğu gibi yirmi-otuz da temelli, seçme genç kız ve kadın var. Bunların bir kısmına evladlığım (!) diyor. Bir tanesi pek meşhur. Almanya’da dans tahsil etmiş bir kız… Ortalığa yaydıkları: Mustafa Kemal’e ve avanesine dans hocalığı ediyormuş!.. Sonra bunu da Avrupa’ya yolladı… Avdetinde gözden düştü. Bu adam eğlendikten sonra Avrupa’ya yolluyor. Bunun sırrını ne anlıyabildim, ne de öğrenebildim.

Artık bir balo ve dans devridir açıldı. Güya medeni ve asri olmuşuz. Dava bu… Bu zevk ve safaları Kara Kaplı’ya uyduruyorlar, meşru göstermek lazım!.. Artık Ankara’da mükellef balolar veriliyor. Bu balolarda müthiş rezaletler de oluyor. Hatta kavga, döğüş de var. Mustafa Kemal geliyor. Zil zurna oluyor, kadınlara tasallut ediyor. Bir defa dans ederken Fransız Sefiri’nin kızının memesini sıkmış; kız kaçmış, babasıyla beraber balodan gitmişler. Bir defa Mustafa Kemal kadın yerine tüysüz bir zabitle dans etmiş, çocuğu öpmüş. Kadınlardan bir kaçı Gazi’ye “biz burada iken bu olmaz ” demişler, herif keyiflenmiş. Bir adam karısını, yani Mübarek Bey’ın kızını onlarla dans ettirmek istemediğinden Salih ve avanesi adamcağızı öyle dövmüşler ki, biçare sedye ile hastahaneye götürülmüş. Avrupa’da balolarda böyle şey asla olamaz. Bunlar baloyu da tulumbacı koğuşu yaptılar. Zaten Meclis’leri, Hükümetleri de o… Demek seviyeleri bu kadar.”[3]

Dr. Rıza Nur’un buradaki belli başlı iddialarını şöyle sıralayabiliriz:

1 – Çankaya Fuhuş Tiyatrosunda böyle gelip giden müteharrik artistler olduğu gibi yirmi-otuz da temelli, seçme genç kız ve kadın var. Bunların bir kısmına evladlığım (!) diyor.

2 – Bir tanesi pek meşhur. Almanya’da dans tahsil etmiş bir kız… Ortalığa yaydıkları: Mustafa Kemal’e ve avanesine dans hocalığı ediyormuş!..

3 – Bir defa dans ederken Fransız Sefiri’nin kızının memesini sıkmış; kız kaçmış, babasıyla beraber balodan gitmişler.

Yani özetlersek, evladlığım dediği kızlarla eğlenmiştir, Almanya’dan dansçı bir kızla beraberdir ve -affedersiniz- Fransız elçisinin kızının memesini sıkmıştır.

Kemalist propaganda marifetiyle M. Kemal’i Hollywood filmlerindeki “Dünyayı Kurtaran Kahraman” olarak tanıyanların bu tür iddialara inanmaları elbette çok güç… Iddia sahibine “akıl hastası” demeleri de çok normaldir.

Ancak biz, bize empoze edilmeye çalışılan herşeyi bir kenara bırakıp, gerçekler üzerinde yaratılan sis perdelerini yırtmaya çalışacağız. Zira “sis” perdesini aralayamayanlar, “sis”temin kölesi olmaya mahkumdurlar. Şimdi bu iddiaların doğru olup olmadığını başka kaynaklara müracaat ederek öğrenmeyeçalışalım.

Iddia 1 – M. Kemal manevi çocuklarım dedikleriyle -affedersiniz- yatıp kalkıyor muydu?

1926′dan 1927′ye kadar M. Kemal Atatürk’ün sevgilisi olan Refet Süreyya Hanım, Aktüel dergisine verdiği mülakatta bu konu hakkında şunları söylemiştir:

“Beni çok sevdi, çok kıskandılar, düşman oldular. Bir tanesi Afet’ti. (M. Kemal’in manevi kızı olduğu iddia edilen Afet Inan: K.Çandarlıoğlu). Talebeler çoktu o zaman. Isviçre’ye gidip lisan öğreneceklerdi. Bizi gönder, diye. Afet beni tabii dehşetli kıskanıyor. Mesele orda başladı. Ordaymış, ancak bir ay evvel onunla da yatıp, kalkmış. Beni gördüğünde bıraktı. Gayet tabii ki o kız dehşetli kıskandı. Genç bir kadın. Ağlamış, sızlamış. Duyduğum vakit acıdım. Çünkü benden evveldi. Gayet tabiidir ki, kıskanıyor değil mi ya? Kabahat kimde? Gazi’de. Çünkü ikimizi…”[4]

***

Iddia 2 – M. Kemal Atatürk’ün Almanya’da dans tahsil etmiş bir sevgilisi var mıydı?

Birinci iddiada adı geçen Refet Süreyya işte bu dansçı kızdır.[5] Hatta bu dansçı Cumhurbaşkanlığımakamında soyunmuş bir vaziyette dans ederek M. Kemal ve misafirlerini eğlendirmiştir.[6]

M. Kemal Atatürk ile Refet Süreyya

M. Kemal Atatürk ile Refet Süreyya

 

Iddia 3 – M. Kemal Atatürk Fransız Sefiri’nin kızının memesini sıktı mı?

M. Kemal Atatürk’ün sadık adamlarından General Fahrettin Altay, “10 Yıl Savaş Ve Sonrası” adlı hatıratında M. Kemal ve maiyetiyle birlikte gece yarısına doğru bir gazinoya baloya gittiklerini anlatıyor. Fahrettin Altay, bu olay hakkında;

“Atatürk Afet Hanımla, madam Baver öteki kızları ve maiyeti başka otomobillerle kafile halinde Fresko gazinosuna gittik. Çok kalabalık vardı, Türk hanımlar pek az idi, ecnebi bayanlar da çok değildi. Zeki Beyin orkestrası çalıyordu. Milletvekilleri, elçiler yüksek memur ve askerler Atatürk’ü şiddetle alkışladılar. Ilk dansı Atatürk Fransa Elçisinin kızı ile açtı. (Madam yoktu). Kızın güzelliği herkesin dikkatini çekti, pist dans edenlerle bir anda doldu.” dedikten sonra şöyle devam ediyor:

“Fransız Sefirinin kızı ile bir iki defa daha dans etti. Çok neşeli, dolaşıyor, herkese iltifatta bulunuyor, arada da biraz oturup seyrediyordu. Fransız Sefiri kızını alıp görünmeden savuşmuş.”[7]

Fransız Elçisi neden kızını alıp görünmeden savuşuyor?

Fahrettin Altay, bu olaydan iki gün sonra Başbakan Ismet Inönü’nün M. Kemal’e uğradığını anlatıyor. Kendisinden dinleyelim:

“Başvekil geldi sol yanına aldı. Bayram gecesi baloda Fransız sefiri olayını iyi bir sonuca bağladığını anlattı. Dans ederken kızına yapılan muamelenin fena maksatla olmayıp takdir maksadı ile olduğunu, iyi bir şekilde tefsir edildiğini izah etti.”[8]

Başka söze gerek var mı efendiler?

Dr. Rıza Nur’un iddialarını başka kaynaklardan teyit ettik, üstelik M. Kemal’e yakın isimlerden. Demek ki M. Kemal okullarda anlatıldığı gibi değildir. Kadınların açılmasını, vücutlarını erkeklere sunmalarını arzu etmektedir. En azından bu hatıralardan öyle anlaşılıyor. Anladığımız kadarıyla bu özel hayatıyla da sınırlı değildir, zira bütün kadınların açılmasını istemektedir.[9]

Nitekim düzenlenen “Güzel bacak” yarışmaları da M. Kemal’in bu arzusunu açıkça göstermektedir. Başta Cumhuriyet olmak üzere diğer bazı gazetelerin büyük övgülerle kamuoyuna duyurdukları “güzel bacak” yarışmaları o dönem bir çok defa düzenlenir. Iktidarın, Yunus Nadi’ye çıkarttırdığı “Cumhuriyet” gazetesinin 6 Eylül 1925 tarihinde verdiği ve “Memleketimizde ilk defa yapılan bir müsabaka” başlıklı haber şöyle devam ediyordu: “Evvelki akşamki Güzel Bacak müsabakasına dört hanım iştirak etmiştir.[10]

“Güzel Bacak” yarışması, 6 Eylül 1925 tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Memleketimizde ilk defa yapılan bir müsabaka” başlığıyla duyuruldu

“Güzel Bacak” yarışması, 6 Eylül 1925 tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Memleketimizde ilk defa yapılan bir müsabaka” başlığıyla duyuruldu

 

2 Eylül 1929′da Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği bir “Miss Turkey” yarışması ise toplumun ahlaksızlaştırılması yönünde atılan en önemli adımlardan birisini oluşturur. Girişimin arkasında M. Kemal vardır.[11] Cumnhuriyet’te, yarışla ilgili ilk duyuru 4 Şubat 1929 tarihinde yapılır: “Bütün dünyada güzel kadınlar seçilir ve memleketlerinin güzellik kraliçesi intihap edilirken (seçilirken), bizim böyle bir kraliçemiz niçin olmasın? Türkiye’nin en güzel kadını acaba kimdir?” Iki gün sonra gerçek niyet açıklanır: “Türkiye’nin güzellik kralicesini bulmaya karar verdik…” 16-25 yaş arasındaki “hanımlar” arasında “Mühim ve ciddi” bir müsabaka yapılacaktır.

15 Haziran 1932 tarihli Cumhuriyet gazetesinin başlığı “Dünya, Türkiye güzelini bekliyor”dur. Kraliçe seçilecek güzele tam 500 Türk Lirası mükafat verilecektir. Bu yarışmaya sadece 7 genç kız müracaat eder. Bunların arasında amcası besteci Sabahattin Muhlis Bey’in ısrarlarını kıramadığı için son anda yarışmaya katılan tüccar Halis Bey’in 17 yaşındaki kızı Keriman Halis Türkiye Güzellik Kraliçesi seçilir. Belçika’nın Spa şehrinde düzenlenen Dünya Güzellik Yarışması‘na katılır ve kraliçe seçilir. Bu sonuç şu açıdan da ilginçtir: Dünya güzeli seçilen Türk kızı Keriman Halis, son Şeyhülislam’ın torunu olarak takdim edilmiştir. Bu açıdan, Batı-Hıristiyan dünyasında mayo giyerek güzellik yarışmasına katılmış ilk Müslüman kızın Dünya güzellik kraliçesi seçilişi oldukça anlamlıydı. M. Kemal, Türk kadınları adınaispatladığı “maddi ve manevi güzelliği nedeniyle” Keriman Halis’i kutlar.[12]

Sonuç olarak diyebiliriz ki, tesettürün kaldırılması, dans kurslarının açılması, baloların düzenlenmesi, güzellik ve güzel bacak yarışmalarıyla M. Kemal ve çevresinde hakim olan ahlaksızlık topluma da aşılanmak istenmiştir. M. Kemal, Kazım Karabekir Paşa’ya, “Dini ve ahlâkı olanlar aç kalmaya mahkûmdurlar. Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar. Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Onun için önce din ve namus telâkkisini kaldırmalıyız. Partiyi, bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz. Bu suretle kalkınma kolay ve çabuk olur..”[13] derken tam da bunu kastediyordu.

Nitekim M. Kemal’in teşvik ve desteğiyle bu tür uygulamalar devam eder ve arzu ettiği yeni bir Türk kadını modeli “yaratılmış”[14] olur. Daha doğrusu güzellik yarışmalarıyla uluslararası modern köle pazarının Türkiye ayağı böylece oluşturulmuş olur.

atatc3bcrk-gc3bczellik-yarismasi-kemal-gc3bczellik-yarismasi-cumhuriyet-gazetesi-6

6 Şubat 1929 tarihli Cumhuriyet gazetesi

6 Şubat 1929 tarihli Cumhuriyet gazetesi

 

7 Şubat 1929 tarihli Cumhuriyet gazetesi

7 Şubat 1929 tarihli Cumhuriyet gazetesi

 

3 Eylül 1929 tarihli Cumhuriyet gazetesi

3 Eylül 1929 tarihli Cumhuriyet gazetesi

 

Milli bir vazifeymiş…

Milli bir vazifeymiş…

 

Dünya Güzeli Keriman Halis

Dünya Güzeli Keriman Halis

 

(1932) Dünya Güzeli Keriman Halis

(1932) Dünya Güzeli Keriman Halis

 

 

Bir dans kursu

Bir dans kursu

 

(1934-1935)

(1934-1935)

 

**********

KAYNAKLAR:

[1] http://belgelerlegercektarih.com/2012/05/28/dr-riza-nura-atilan-iftiralara-cevap/

[2] http://belgelerlegercektarih.com/2013/12/08/m-kemal-ataturk-ve-sakarya-meydan-muharebesi-safsatasi/

[3] Dr. Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım (Paris 1929), Altındağ Yayınları, Istanbul 1967, cild 4, sayfa 1362.

[4] Neyyire Özkan, “Atatürk’ün meçhul sevgilisi”, Aktüel Dergisi, 2002, sayı 545.

http://www.aktuel.com.tr/dergi/2013/10/10/ataturkun-mechul-sevgilisi (Son erişim tarihi 31 Mayıs 2014.)

Ayrıca bakınız;

Takvim Gazetesi, “Gazi’yi terk eden meçhul sevgili”, 29 Eylül 2007.

[5] M. Sadık Öke, Teyzem Latife – Atatürk’le Geçen Bir Ömrün Saklı Kalmış Hikayesi- (Hazırlayan: Fatih Bayhan), Pegasus Yayınları, 3. Baskı, Istanbul 2011, sayfa 405 ve devamı.

[6] Fahrettin Altay, 10 Yıl Savaş Ve Sonrası, Eylem Yayınları, Ankara 2008, sayfa 406, 407.

Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2014/05/30/cumhurbaskanligi-makaminda-striptiz-mi/

[7] Fahrettin Altay, 10 Yıl Savaş Ve Sonrası, Eylem Yayınları, Ankara 2008, sayfa 409, 410.

[8] Fahrettin Altay, 10 Yıl Savaş Ve Sonrası, Eylem Yayınları, Ankara 2008, sayfa 412.

[9] Tafsilat için bakınız; http://belgelerlegercektarih.com/2013/07/01/ataturk-ortunmeye-karsi-degil-miydi/

[10] Cumhuriyet Gazetesi, 6 Eylül 1925.

[11] Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Divan Yayıncılık, 5. Baskı, 2006, sayfa 132.

[12] Feroz Ahmad, Modern Türkiye’nin Oluşumu, sayfa 127.

[13] Kâzım Karabekir Anlatıyor, Yayına hazırlayan; Uğur Mumcu, 5. Basım, Tekin Yayınevi, Istanbul 1993, sayfa 83, 84.

Tafsilat için bakınız;

http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/28/kazim-karabekir-m-kemal-ataturk-ile-ilgili-gercekleri-anlatiyor

[14] Ülkü, cild 9, sayı 49, Mart 1937, sayfa 4, 5.

Geniş bilgi için bakınız;

Ahmet Cemil Ertunç, Cumhuriyetin Tarihi, Pınar Yayınları, 6. Baskı, Istanbul 2011, sayfa 160 ve devamı.

**********

Kadir Çandarlıoğlu

**********

 

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:

http://www.belgelerlegercektarih.com

*

*

2 yorum

  1. Zalimler İçin Yaşasın Cehennem

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

*

Scroll To Top
Close
Sosyal Medyada Biz!
Hesaplarımızı takip ederek en güncel bilgilere ulaşabilirsiniz.