Adnan Oktar Edip Yüksel ile tanışınca değişti, Kur’an’ı kafasına göre yorumladı

Uzun yıllar Adnan Oktar’a hizmet eden ve geçenlerde kaçmayı başaran Ceylan Özgül; “Kapalı kıyafetlerle geziyorduk, Adnan Oktar ‘Hadisleri attı, Kur’an yeter’ dedi, Kur’an’ı kendi yorumladı ve onun yorumlarıyla açıldık.” diyor.

Adnan Oktar Grubunun eski iki numarası Fırat Develioğlu ise: “Dini çok iyi bilmiyorduk, öğrenmek için katıldık!..” dedi. Yani Kemalizm, dini yasaklamasaydı katılma ihtiyacı doğmazdı… Kandırılmazlardı!.. Hatırlayınız, gençliğinde -dinî cemaat zannettiği- FETÖ’ye mensup olan ve hakikatleri gördükten sonra da ayrılan Said Alpsoy, çıktığı özel bir TV kanalında FETÖ’nün Izmir’de başarılı bir şekilde teşkilatlanabildiğini, buna mukabil Erzurum ve Konya’da başarısız olduğunu açıklamıştı. Yani FETÖ, dinî bilgileri zayıf olan Izmir’lileri bünyesine katmakta başarılı olurken, alim yetiştirmekle meşhur olan Erzurum ve Konya’da hüsrana uğramıştır.

Güncel en güzel sözlerin bulunduğu bu web sayfasında sevgiliye güzel sözler, mesajlar göndermek istiyorsanız en güzel sözleri okuyarak gönderebilirsiniz.

Adnan Oktar Grubunun eski iki numarası Fırat Develioğlu, “Oktar grubu ilk başlarda doğru yoldaydı, Edip Yüksel ile tanışınca değişti, çünkü Ehl-i Sünnet kaynakları Adnan Oktar’ın işine gelmiyor, önünü kesiyordu!.. Böylece din değişmeye başladı ve suç örgütüne dönüştü” diyor. Daha ne desin…

Yani Hadis-i şerifleri atmadan Kur’an’ı kafasına göre yorumlayamıyordu…

Fırat Bey’in söyledikleri yalan değil. Zaten Edip Yüksel, Adnan Oktar’a 1 yıl boyunca ders verdiğini itiraf ediyor. Fakat Oktar, Edip ile yüzleştirmeden bu bilgileri yan odada kalan müridlerine aktarıyormuş. Edip, daha sonra “Adnan Oktar’ın korkunç egosunu” farkedince onunla ilişkisini kestiğini söylüyor. Işte burda bir çarpıtma var gibi… Edip, Adnan Oktar’ı, korkunç egosuna çalıştığı için değil, tam tersine kendisini lider yapmadığı ve müridleriyle tanıştırmadığı için terketmiş olsa gerek. Kısacası bu sözün manası, “benim için değil, kendisi için çalıştı” demektir.

Zira son yıllarda Edib’in etrafında küçük de olsa bir kitle oluştu. Böyle şeylere meraklı yani… Fakat o, bunların “mürid” olmadığını söylemekle beraber, “sahabe ve havari” tabirlerine karşı çıkmadığını ifade ediyor. Açık konuşayım, bunun adı laf cambazlığından başka bir şey değildir. Zaten Adnan Oktar da kendine itaat edenlere müridim değil, “arkadaşlarım-dostlarım-kardeşlerim” diyordu. Yani bu açıdan bakıldığında aralarında bir fark yoktur.

Ayrıca Edip, “bir TV kanalı kurmak istiyorum ama param yok” diyor. Edip bu sözü öyle ortaya söylemedi tabii ki… Kendi bağlılarına mesaj gönderiyor olsa gerek. Bu sözün manası, “Bir TV kanalı kurun” demektir. Başka bir açıklaması olabilir mi? Çünkü Adnan Oktar’ın tutuklanmasıyla meydana gelen boşluğu bu şekilde doldurmak isteyecektir.

Bildiğiniz gibi Edip sürekli olarak “akıl” ve “bilim”e vurgu yapar ve aklın-bilimin insanları özgürleştirdiğini söyler. Adnan Oktar’a ders verdiği o bir yıl içinde hiç şüphesiz akıl ve bilime vurgu yapmıştır. Tabiatıyla Adnan Oktar bu söylediklerini yan odada kalan bağlılarına nakletmiştir. Demek ki Adnan Oktar da başlangıçta insanları akıl ve bilime vurgu yaparak kandırıyordu. Zaten “Bilim Araştırma Vakfı“nın fahri başkanlığını yapan birinden bahsediyoruz.

Bütün bu anlatılanlardan ortaya şöyle bir sonuç çıkmaktadır; Edip Yüksel’in fikirlerine kanan herkes, “potansiyel bir Adnan Oktar”dır. Dolayısıyla devletimiz, dallanıp budaklanmadan Edib’e karşı da bir an evvel bir operasyon yapmalıdır.

*********

Kadir Çandarlıoğlu

www.belgelerlegercektarih.net


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Close
Sosyal Medyada Biz!
Hesaplarımızı takip ederek en güncel bilgilere ulaşabilirsiniz.